|
Kitabın herkesi saran güzelliğinden habersiz sığ bir düşüncenin karanlığındayız.
Bir yanda,okuyan,düşünen,tartışan değil de ezberleyen insan tipinin yaratıcısı olan eğitim sistemimiz,bir yanda kitabı suç unsuru olarak gösterenler,kitabı boş zaman uğraşı olarak görenler,kitap yakanlar, yasaklayanlar...
Bu karanlık tabloda,Türkiye'de niçin kitap okunmadığını aslında hepimiz biliyoruz.
Okumanın ya da okunmanın değil de SATMANIN öne geçtiği bir dönemdeyiz !...
Milliyet Sanat Dergisinin 476.sayısında (15 Mart 2000 tarihinde) beş yüz lise öğrencisi arasında yaptığı bir ankette "Neden okumuyorsunuz" sorusuna verdikleri yanıt geldiğimiz noktanın ürkütücü boyutlarını göz önüne serer. İşte bu anketten birkaç alıntı:
* Okumayı sevmiyorum
* Zaman kaybı olduğunu düşünüyorum
* Okurken uykum geliyor
* Sıkıcı geliyor
* Zaman bulamıyorum
* İçimden gelmiyor
* İhtiyaç duymuyorum
* Kitaplardan dünü öğrenmek yerine,günü yaşamayı tercih ediyorum
* Üşeniyorum
* Gezmek ve eğlenmek okumaktan daha çekici geliyor
* Çevrede kitap okuyan insan sayısı az.Bu beni de okumamak yönünde etkiliyor.
* Okumak yerine spor yapmanın daha faydalı olduğunu düşünüyorum
* Arkadaşlarım,okuyorum dediğimde hep dalga geçtiler benimle.Bu da
kitaplardan soğumama neden oldu.
* Hayatın en sıkıcı olayı olduğunu düşünüyorum ve okumuyorum.Hayatım boyunca da okumayacağımdan eminim
* Sorun kitaplarda.Akıcı kitap sayısı çok az
* Kitapla işim olmaz.En son ilkokulda Pinokyo'yu falan okumuşumdur herhalde.Kitap lafı bile feci bunaltıyor beni
* Mizah dergileri varken...
* Üniversiteye hazırlanıyorum.Değil kitap,televizyon bile seyredemiyorum
* Fazla okumam.Ama yazın sahilde okumayı severdim.Babam bunun artistlik olduğunu söyledi vazgeçtim.
* Kitap okumayı çok pasif bir eylem olarak görüyorum
* Bir ara denedim.Zahmetli bir iş olduğunu anlayınca vazgeçtim.
Az okuyan bir toplumda yaşıyor olmaktan paylarına düşeni alan gençler,kitap okuyan insanlarla dalga geçen bir zihniyet tarafından sindirilmiş gibi.
Aslında sorun kitabı tanımıyor olmaları
Ya da kitabı yanlış anlamışlıkları...
Yatarak kitap okunmaz, uyku getirmek yerine uyanık kalmak için kitap okunması gerekir...
OKUMAK-YAZMAK-DÜŞÜNMEK
Birbirini tamamlayan,birbirine dönüşen,birlikte oluşturdukları kocaman helezonla insan zekasını hem kucaklayan,hem yeni ufuklara yönlendirip geliştiren üç insansal eylem !
Üçü de zihinsel yoğunlaşma ise her zaman değilse de çoğu kez bedensel devingenliğin yavaşlamasını koşul tutar.
Açık zihinle dinlenebilmek ağır işçi göçebenin yabancısıdır.
Dilimiz boş yere mi demiştir.Ayağını sıcak tut,başını serin,bu dünyada bir iş tut,düşünme derin
Halkımızın derin düşüncelerle başı hiç hoş değildir, yalnızlığı da sevmez.
Öyleyse ANCAK YALNIZLIKTA GERÇEKLEŞEBİLEN
DÜŞÜNME - OKUMA - YAZMA üçlüsünü niye sevsin ?
Kitap sevgisi yalnızlığı sevmekle de alakalı...
Abuk subuk tanıdıkların,komşuların sohbetlerinden,kahve ve meyhane sohbetlerinden daha sevimsiz değildir kitaplar...
Onlar sizinle kavga etmez,gammazlamaz sizi.
Hiç kıskanç değildirler hep verirler.
En azından,ham geldiğimiz dünyadan insan olarak göçersiniz.
Dünyayı değiştiren,ergin dostlarınızla karşılaşacaksınız kitaplarda...
Okumak bir sistematiği gerektirir.
Durup dururken,okumuş olmak için kitap satın alınmaz
Yalnız olmadığımızı öğrenmek için okuruz,okuyunca yalnız olmadığımızı anlarız...
Okunmuyor hiç ama hiç okunmuyor.
Okumayla edinilen lezzetin yeri,başka şeylerle karşılanıyor yıllardır.
Çünkü okumanın sakıncalı bir eylem olduğu günlerden geliyoruz...
En önemlisi de kitapları yüzünden başı belaya girenlerin,kitap sakladığı için cezalandırılanların kitapların suçlusu olmamak için kütüphanesini yakanların acılarına tanık olduğumuz günlerden geliyoruz.
Okunanları paylaşmak...karşınızdakinde yankı bulamıyorsan...
o zaman tutku azalıyor,coşku külleniyor,sevinciniz zedeleniyor...
Artık çoğu insan okumadan konuşmayı öğrenmiş durumda.
İnsanı konuşturan bir dönemde bilgiydi, kültürdü,yetenekti.
Bugün ise değer yargıları alt üst edilmiş durumda
Bilgiden, kültürden çok para ön planda !...
|